| Merkez Bankası Döviz Kuru | |||
| ALIŞ | SATIŞ | ||
| USD | 46,7362 | 46,8204 | |
| EURO | 53,3716 | 53,4677 | |
| Bugün: | 530 |
| Dün: | 318 |
| Toplam: | 38041 |
DÜRÜST OLMAK ZOR DEĞİL!
Dürüstlük…
Yirmi birinci yüzyılın gerçekleştirilmesi en zor prensibi.
Dimağlarda yutkunmaya sebep olan, hayata geçirildiğinde başı dik tutan; kimseye ‘eyvallah!’ ettirmeyen bu harika duruş.
‘Dürüst olmak gerekirse…’ diye başlayan sözlerimiz, ‘Yalana gerek yok…’ ile devam eder oldu son zamanlarda. Neyi ispat ediyoruz, orası da meçhul ya! Neyse…
Dürüst olmak gerçekten de zor değil; sadece menfaatlerinden ödün vermen gerek, o kadar. Mesela, çok değil az kazanırsın ama öz kazanırsın. Bunu yaparken de hem kendini değerli hisseder hem de muhataplarını değerli kılarsın. En büyük zenginlik de gönülleri kazanmak değil mi zaten. Bazıları için gönülleri kazanmak, belki, karın doyurmayan bir eylem olarak görülebilir lakin ardında bırakacağın o eşsiz mirasın zenginliğini dünyaları satarak bile elde edemezsin. Ve bu miras senin en büyük yatırımın olarak elbet karşına çıkacaktır.
*
Ah insanoğlu, ah!
Çiğnemek, sadece, ağızdaki bir nimeti diş ile öğütmek iken, yine çok cömertçe harcadığın hakkaniyet nimetini dişinle değil; ayaklarınla tarumar eder oldun! Hem de bir an bile düşünmeden, hoyratça çiğner oldun. Dürüstlük, insan olabilmenin, insan olarak kalabilmenin sıradan bir nişanesi iken şimdilerde parmakla gösterilen kişilerde vücut bulmuş durumda. Hayatımıza giren renkleri bile kendi hayal dünyamızda harmanlayıp ona deyim anlamı kazandırdığımız ‘pembe yalan’ gibi sözleri hayatımıza entegre ettik. ‘Bir kereden bir şey olmaz!’ diyerek kendimize hak gördüklerimiz, içine etmeye başladığımız dünyamızın her şeyi oldu, haberimiz yok! Yitip giden zamanın, kaybedilen değerlerin ve daha da önemlisi insanlığımızın selası okunmaya başladı da duymaya kulak gerek be dostum! Ama nerde?
*
Pazara gidince tezgâhın önünde dizilen güzel nimetlere aldanıp, yine tezgâhın arka kısmındaki çürükleri doldurduk torbalara. ‘Müşterinin cüzdanındaki ile kısa yoldan zengin olmanın!’ hayaliyle, pazarda akşamı eder olduk! Gizledik defolu yerleri; nasılsa iadesi yoktu verdiklerimizin! Bir de ‘çok şükür’ deyince para doldu hanene, sağ avucun daha da kaşındı sanki!
Huzur mu? Anlık olarak, zirve seviyesinde pik yapmış durumda! Herkesin normal gördüğü bu stil, şimdilerde yükselen trendini sürdürüyor maalesef. Neden mi maalesef? Siz, elden bir ürün alırken kaç defa düşünüyorsunuz? Örneğin bir araç alırken ya da işinize yarayacak bir aleti hanenize kazandırmak isterken nasıl bir yola başvuruyorsunuz? Araçlar için ekspertiz, aletler içinse işinin ehli bir ustaya danışıyorsunuzdur sanırım. Öyle değil mi, güven duygusunun şahitlere her zaman ihtiyacı vardır! Ya da aracınızı sanayiye götürmeniz gerekiyor ve ustanızı tanımıyorsunuz; aracın başından ayrılmak bile istemezsiniz diye düşünüyorum. Allah muhafaza basit bir işlem gerekirken motorunuzu yerde bulabilir ve bunun sonucunda birkaç aylık gelirinizi bu gereksiz işleme harcayabilirsiniz. Yanılıyor muyum yoksa? Üçe beşe tamah edeceğim diye insanlığından ödün veren zihniyetin elinde bir miktar kâğıttan para ya da değerli maden eşyası olabilir. Lakin bunların ötede işe yaramayacağı da gün gibi aşikâr olduğu da bilinen gerçektir. Unutmayalım ki: İnsan olunmadan, imanlı olunamaz!
*
Bedenen ve ruhen mutlu olabilmenin sırrı huzurdan geçer. Huzura ermenin yolu ise önce kendini sevmekten, değer vermekten sonra ise çevrene faydalı bir nefer olmaktan geçer. Ve bu yol öyle bir yol ki; önündeki tek engel yine sensin: Vicdanın. Vicdanlarına yenik düşmüş her bir insan, gafletinin derin uykusunda karabasanlarla mücadele etmek zorundadır. Görür ama yakalayamaz, duyar ama ispat edemez. Onun için ki vicdanlı insanlar dürüst kalabilir, dürüst olanlar vicdanlı olabilir. Etle tırnak gibidir onlar: Ayıramazsınız.
*
Evet, meclisin içinde kendini bulanlar…
Kalpleri ve ruhu dingin kılan şeyi uzakta aramayın: İçinizde o. Sadece üstündeki ölü toprağı savurun yeter. Ve göreceksiniz ki: Dürüst olmak gerçekten de zor değil!
Enis TURGUT