• slayt
Duyurular
Aidat Borcu Sorgulama
Son Eklenen Video
Bizi Takip Edin
İzmir Hava Durumu
Anket
Döviz Bilgieri
Merkez Bankası Döviz Kuru
  ALIŞ   SATIŞ
USD 48,9008   48,9889
EURO 55,6307   55,7310
Özlü Sözler
"Okumayan insan, hayata tek bir pencereden bakar, bildiği ezber cümlelerle olayları yorumlar ve dar kalıplı bakış açısına sahip olur." Sokrates
Ziyaretçi Sayacı
Bugün: 249
Dün: 274
Toplam: 66322
KİTAP FUARI VAR, PEKİ KİTAP KİME ULAŞTI?

KİTAP FUARI VAR, PEKİ KİTAP KİME ULAŞTI?


Bir kitap fuarının kapısından içeri girdiğimizde önce ne görüyoruz?
Kalabalıklar, afişler, stantlar, etkinlikler, tanıtımlar, fotoğraflar...
Peki bütün bu hareketliliğin sonunda gerçekten kaç kitap okura ulaşıyor?
Daha da önemlisi; fuarda zaten tanınan yazarlar ve büyük yayınevleri varken, onların dışında kaç yeni yazarın kitabı okurun karşısına çıkıyor? Kaç yeni eser keşfediliyor? Kaç yerel yazar, bağımsız yayınevi veya daha önce adı duyulmamış bir kitap gerçek anlamda görünürlük kazanıyor?


Bence artık kitap fuarlarını bu sorular üzerinden konuşmanın zamanı geldi.
Çünkü kitap fuarı yalnızca birkaç günlüğüne kurulan stantlardan, hazırlanan programlardan ve kalabalık görüntülerinden ibaret değildir. Bir şehrin kitaba, yazara, çocuğa ve okura verdiği değerin önemli göstergelerinden biridir.
Eğer amaç kitabı okurla buluşturmaksa, bütün planlama da bunun üzerine kurulmalıdır.


Öğrencilerin kitap fuarlarına götürülmesi elbette değerlidir. Ancak çocuğu fuara götürmekle onu kitapla buluşturmak arasında önemli bir fark vardır. Çocuğu fuara getirip doğrudan belirli bir standa, belirli bir yayınevine veya belirli bir yazara yönlendirdiğimizde, ona aslında keşfetme ve seçim yapma fırsatı vermemiş oluruz.


Oysa çocuk fuarın tamamını görebilmeli; farklı kitaplara dokunabilmeli, farklı yazarları tanıyabilmeli, yaşına ve ilgisine uygun eserleri inceleyebilmeli ve mümkün olduğunca kendi kitabını seçebilmelidir.
Çocuğu fuara götürmek başka, çocuğa kitap seçmeyi öğretmek başka.
Bu nedenle fuar ziyaretlerinden önce eğitimcilerin ve öğrencilerin bilinçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Bir kitabın yalnızca kapağına bakılarak değil; yazarına, konusuna, yaş grubuna, diline ve içeriğine bakılarak değerlendirilebileceği öğretilmeli. Öğrenciye kitap seçme ve kitabı doğru inceleme kültürü kazandırılmalı.
Böylece fuar yalnızca bir okul gezisi olmaktan çıkar; çocuğun okuma kültürünü geliştiren gerçek bir deneyime dönüşür.


Bir başka önemli konu ise doğru zamanlama.
Kitap fuarlarının tarihini belirlemek yalnızca uygun salonu bulmakla bitmemeli. Okulların açılış tarihleri, sınav dönemleri, öğretmenlerin yoğunluğu, öğrencilerin ulaşımı ve eğitim kurumlarının bütçe planlamaları birlikte düşünülmeli.
Okulların kendi temel ihtiyaçlarına bütçe ayırmak zorunda olduğu bir dönemde öğrencilerin fuara ulaşmasını beklemek her zaman kolay olmayabilir. Bu nedenle fuar tarihleri belirlenirken eğitim takvimiyle birlikte ekonomik koşullar ve ulaşım imkânları da hesaba katılmalı.
Bazen sorun bütçenin azlığı değil, doğru zamanda doğru yere yönlendirilmemesidir.
Fuar için ayrılan bütçenin nasıl kullanıldığı da ayrıca sorgulanmalı.


Elbette tanıtım gerekir. Görünürlük önemlidir. Afişler, duyurular ve iletişim çalışmaları yapılmalıdır. Ancak fuarın başarısı yalnızca reklamın büyüklüğüyle veya etkinlik sayısıyla ölçülmemeli.
Bir imza gününün programda yer alması yetmez. Okurun o imza gününden haberdar olması gerekir.
Bir çocuk etkinliğinin düzenlenmesi yetmez. Çocuğun o etkinliğe gerçekten ulaşması gerekir.
Bir yazarın fuarda bulunması yetmez. Okuruyla buluşabilmesi gerekir.
Ve belki de en önemlisi, kitap fuarları yalnızca zaten tanınan isimlerin etrafında şekillenmemeli.
Tanınmış yazarların ve büyük yayınevlerinin fuarlarda yer alması elbette doğaldır. Ancak bunun yanında yeni yazarların, yerel kalemlerin, çocuk edebiyatı üretenlerin, bağımsız yayınevlerinin ve yıllardır edebiyat için emek veren sivil toplum kuruluşlarının da okura ulaşabileceği gerçek alanlar oluşturulmalıdır.
Çünkü bir kitap fuarının en değerli sonuçlarından biri, okurun daha önce tanımadığı bir yazarı ve kitabı keşfetmesidir.
Öğrencilerin fuara getirilip doğrudan belirli bir standa veya yazara yönlendirilmesi yerine, onlara fuarın tamamını keşfedebilecekleri bir alan sunulmalıdır. Çocuğun karşısına seçenek koymak, ona seçim hakkı vermek; belki de yıllar sonra okuyacağı bir kitabın kapısını açmaktır.
Burada mesele birini öne çıkarmak veya bir başkasını geri plana itmek değildir.
Mesele, kitabı merkeze koymaktır.


Peki bir fuarın sonunda neyi ölçmeliyiz?
Sadece ziyaretçi sayısını mı?
Belki de artık daha farklı sorular sormalıyız.
Kaç yeni kitap okurla buluştu?
Kaç yeni yazar keşfedildi?
Kaç yerel yazar görünürlük kazandı?
Kaç farklı yayınevinin eseri okurun dikkatine sunuldu?
Kaç çocuk daha önce tanımadığı bir kitapla karşılaştı?
Kaç imza günü gerçek okura ulaştı?
Kaç edebiyat STK'sı çocuklarla ve okurlarla buluşabildi?
Ve en önemlisi, fuar için harcanan bütçenin ne kadarı gerçekten kitap-okur buluşmasına dönüştü?
İşte bu soruların cevapları, bir fuarın yalnızca ne kadar kalabalık olduğunu değil, ne kadar değer ürettiğini gösterebilir.


Kitap fuarları yalnızca “kitap fuarındayız” diyebilmek, birkaç fotoğraf çekip kültürel bir etkinlik görüntüsü oluşturmak veya takvimde bir etkinlik daha gerçekleştirilmiş olsun diye yapılmamalı.
Fuarlar, amacına ulaşmak için vardır. O amaç; kitabı görünür kılmak, okuru kitapla buluşturmak, çocuklara okuma kültürü kazandırmak, yeni yazarların ve yeni eserlerin keşfedilmesine fırsat vermek ve edebiyatın toplumla gerçek bir bağ kurmasını sağlamaktır.


Fotoğraf elbette kalır. Etkinliğin görüntüsü de arşivlenir. Ancak geride yalnızca fotoğraflar kalıyorsa, o fuarın asıl amacına ne kadar ulaştığını yeniden düşünmek gerekir. Çünkü kültür yalnızca fotoğraf karesine sığdırılacak bir görüntü değildir. Kültür; insana dokunduğunda, kitap okura ulaştığında, çocuk merak ettiğinde, yeni bir yazar keşfedildiğinde ve bir kitap bir hayatın içine girdiğinde anlam kazanır.


Bu nedenle kitap fuarlarını artık yalnızca “yapıldı” diye değil, “neye ulaştı?” diye değerlendirmeliyiz.
Çünkü mesele fuarın kaç gün sürdüğü değil; o günlerin sonunda kaç insanın kitaba biraz daha yaklaştığıdır.



Sibel ATAPEK



Okunma Sayısı: 61

216.73.216.66

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Başkan'ın Mesajı
Yararlı Linkler

Yazarlar ve Şairler Dayanışma Derneği

© Copyright 2025  V4.7 Tüm Hakları Saklıdır.

Hazır Dernek Sitesi



Whatsapp  Destek
Whatsapp Destek