• slayt
Duyurular
Aidat Borcu Sorgulama
Son Eklenen Video
Bizi Takip Edin
İzmir Hava Durumu
Anket
Döviz Bilgieri
Merkez Bankası Döviz Kuru
  ALIŞ   SATIŞ
USD 47,3452   47,4305
EURO 54,4841   54,5822
Özlü Sözler
"Okumak, yalnızca bilgiyi değil; merhameti, sevgiyi, anlayışı ve umudu da çoğaltır. Bir kitap, insanı kendine ve hayata yeniden yaklaştırır."
Ziyaretçi Sayacı
Bugün: 5
Dün: 508
Toplam: 46770
BİR İSMİN EMANETİ

Geçtiğimiz günlerde Kıbrıs Barış Harekâtının 52. yıl dönümü vesilesiyle aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi ise minnet ve şükranla andık. Her yıl bu günler geldiğinde hafızamda aynı isim yeniden canlanır. O isim, benim için yalnızca bir isim değildir; ailemizin hafızasında yaşayan bir dostluğun, bir vefanın ve Kıbrıs Barış Harekâtında şehit düşen genç bir gazetecinin bana bıraktığı manevi bir emanettir.

 

Her emanetin bir hikâyesi vardır. Bana bırakılan bu ismin hikâyesi de yıllar önce başlayan bir hayat yolculuğuna dayanır. O yolculuğun kahramanı Adem Yavuz'dur. Genç yaşında gazeteciliğe adım atan, mesleğine tutkuyla bağlı olan ve Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında görevini yaparken basın şehidi olarak anılan Adem Yavuz'un yaşamı, geride yalnızca haberleri değil, derin bir vefa ve unutulmaz bir hatıra da bırakmıştır.

 

Adem Yavuz'un hayat hikâyesine baktığımızda, mevcut kaynakların ışığında karşımıza yalnızca bir gazeteci değil, mesleğine bağlı, araştırmacı ve iz bırakan bir insan çıkar.

 

Adem Yavuz, 1945 yılında Sivas'ın Hafik ilçesine bağlı Çınarlı köyünde doğar. İlk ve ortaöğrenimini Sivas'ta, lise eğitimini İstanbul'da tamamlar. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde öğrenimine başlar, ancak ikinci sınıfta ayrılır. 1967 yılında TRT'nin açtığı sınavı kazanarak televizyon programcısı olarak göreve başlar. Daha sonra Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'ni bitirir ve askerlik görevini yedek subay olarak yapar.

 

İşte ailemizle Adem Yavuz arasındaki dostluğun temelleri de bu yıllarda atılır.Merhum ağabeyim Mustafa Kıreker, 1971 yılında yedek subay olarak askerlik görevine başladığında talihsiz bir eğitim kazası geçirir ve ağır yaralanır. Polatlı, Ankara ve Konya'daki askeri hastanelerde geçen uzun tedavi sürecinin ardından hava değişimi izniyle memleketi Kadirli'ye gönderilir. Aylarca sol bacağı alçı içinde çift bastonla yürümek zorunda kalır. O günler, hayatının en ağır sınavlarından biri olur. Tamda bu zor günlerde yolları, personel sınıfı yedek subay olarak Kadirli Askerlik Şubesi'nde görev yapan Adem Yavuz'la kesişir.

 

Adem Yavuz, hafta sonları köyümüz Öksüzlü’ye gelir, ağabeyimin yanında kalır, uzun sohbetler eder. Aynı üniformayı taşıyan iki genç yedek subay, zorlu günlerin içinde sağlam bir dostluk kurar. Bu dostluk zamanla ailemizin de bir parçası haline gelir. Adem Yavuz, ağabeyimin en yakın arkadaşlarından biri olur, evimizin kapısını çalan bir misafir olmaktan çıkar, ailemizin gönlünde yer edinen bir isim haline gelir.

 

Askerlik görevleri sona erince yollar ayrılır. Adem Yavuz gazeteciliğe devam eder. 1974 yılında ise Kıbrıs Barış Harekâtı'nı izlemek üzere adaya giden ikinci gazeteci kafilesinde yer alır.

 

Gazeteci Cengiz Kapkın'ın aktardıklarına göre Adem Yavuz, İkinci Barış Harekâtı'nın başlamasıyla Cengiz Kapkın ve Ergin Konuksever’in de dahil olduğu Türk gazeteciler, gazetecilik faaliyetleri gerçekleştirmek için sivil olarak harekâtı yapan öncü birliklerle birlikte Mağusa yönüne ilerler. Orduyla beraber Serdarlı'ya kadar ulaştıktan sonra gün boyunca topladıkları haberleri Türkiye'ye ulaştırabilmek için Lefkoşa'ya dönmek isterler. Ancak dönebilmek için araç bulamazlar. Bir süre sonra Ergenekon köyünden hamile Yüksel Mesaryalı'yı hastaneye götürmek üzere yola çıkan bir araçla karşılaşırlar. Araç, üç gazeteciyi de alarak Lefkoşa istikametine doğru hareket eder. Küçükkaymaklı yakınlarına geldiklerinde Rum kuvvetlerinin ateşine maruz kalırlar. Açılan ateş sonucu aracın şoförü hayatını kaybeder, iki gazeteci de hafif yaralanır. Ardından Rumlar araçtaki üç gazeteciyi ve diğerlerini de esir alır.

 

Yüksel Mesaryalı hamile olduğu için hastaneye bırakılır. Erkek esirler ise gözleri ve elleri bağlandıktan sonra Limasol'a götürülmek üzere açık kasalı bir kamyona bindirilir. Yolculuğun henüz ilk dakikalarında Adem Yavuz, bir Rum Milli Muhafız askeri tarafından yakın mesafeden açılan ateş sonucu ağır yaralanır. İlk müdahalesi Rum hastanesinde yapılır. Daha sonra Türk tarafının girişimleriyle Türk kesimine teslim edilir ve Adana Tıp Fakültesi Hastanesine kaldırılır. Dönemin önde gelen doktorları tedavisi için büyük çaba gösterir. Fakat aldığı ağır yaralara bağlı olarak gelişen karın zarı iltihabı nedeniyle 26 Ağustos 1974 tarihinde şehit düşer.

 

Cenazesi Ankara'ya getirilir. Basın Yayın Genel Müdürlüğü önünde tören düzenlenir. Maltepe Camii'nde cenaze namazı kılınır. Ardından Anka Haber Ajansı ve TRT Genel Müdürlüğü önünde saygı duruşunda bulunulur. Daha sonra naaşı memleketi Sivas'ın Hafik ilçesine bağlı Çınarlı köyüne gönderilir ve İstanbul Gazeteciler Cemiyeti tarafından yaptırılan anıt mezara defnedilir.

 

Onun şehadet haberi ailemizi de derinden sarsar. En çok etkilenenlerden biri rahmetli babam olur. Çünkü babam onu adeta kendi evladı gibi sever. Babamın elini öperek vedalaştığı o gün, meğer son vedalarıymış. O günün hatırası, yıllar geçmesine rağmen ailemizin hafızasından hiç silinmez.

 

Ben dünyaya geldiğimde ise ailemiz, bu dostluğu ve bu kıymetli hatırayı yaşatmak için bana Adem Yavuz adını verir.

 

Merhum ağabeyim Mustafa Kıreker, vefatından kısa süre önce bana bu hikâyeyi bir kez daha anlatırken şu nasihatte bulunmuştu:

 

"Adem Yavuz araştırmacı bir gazeteciydi. Kalemi güçlü bir insandı. Onun adını taşımak yalnızca bir hatırayı yaşatmak değildir; aynı zamanda büyük bir sorumluluktur. Yazmak istiyorsan çok okuyacak, sorgulayacak ve doğruyu aramaktan vazgeçmeyeceksin. En doğru sandığın konulara bile şüpheyle bakmayı öğreneceksin. Çünkü yazarlık, kıldan ince, kılıçtan keskin bir meslektir."

 

Aradan zaman geçtikçe bu sözlerin anlamını daha derinden kavrıyorum. Kalem elime her geçtiğinde yalnızca yazı yazmadığımı hissediyorum, bana emanet edilen bir ismin sorumluluğunu da taşıyorum.

 

Belki insan, taşıdığı ismin ağırlığını yıllar geçtikçe daha iyi anlıyor. Ben de bugün geriye dönüp baktığımda, bana verilen bu ismin yalnızca bir tercih olmadığını görüyorum. O isim vefanın, dostluğun, gazetecilik mesleğine adanmış bir ömrün ve vatan uğruna verilen büyük bir fedakarlığın hatırasını yaşatıyor.

 

Bu yüzden taşıdığım isim, benim için yalnızca nüfus cüzdanımda yazan bir kayıt değildir. O, ailemizin hatıralarında yaşayan bir dostluğun, görevini yaparken şehit düşen bir gazetecinin aziz hatırasının ve bana emanet edilmiş bir sorumluluğun adıdır.

 

Kıbrıs Barış Harekâtı'nın 52.yıl dönümünde, şehit gazeteci Adem Yavuz'u, aziz şehitlerimizi ve bu vatan uğruna can veren bütün kahramanlarımızı rahmet, saygı ve minnetle anıyorum.

 

Ruhları şad, mekânları cennet olsun.

 

 



Adem Yavuz KIREKER



Okunma Sayısı: 72

216.73.217.148

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Başkan'ın Mesajı
Yararlı Linkler

Yazarlar ve Şairler Dayanışma Derneği

© Copyright 2025  V4.7 Tüm Hakları Saklıdır.

Hazır Dernek Sitesi



Whatsapp  Destek
Whatsapp Destek