• slayt
Duyurular
Aidat Borcu Sorgulama
Son Eklenen Video
Bizi Takip Edin
İzmir Hava Durumu
Anket
Döviz Bilgieri
Merkez Bankası Döviz Kuru
  ALIŞ   SATIŞ
USD 46,8084   46,8927
EURO 53,5195   53,6159
Özlü Sözler
"Okumayan insan, hayata tek bir pencereden bakar, bildiği ezber cümlelerle olayları yorumlar ve dar kalıplı bakış açısına sahip olur." Sokrates
Ziyaretçi Sayacı
Bugün: 253
Dün: 331
Toplam: 40184
Şiir Konuşulurken Şiir Kaybolmasın

Şiir Konuşulurken Şiir Kaybolmasın

Son yıllarda edebiyat etkinliklerinin sayısı giderek artıyor. Yazarlar, şairler ve edebiyat okurları aynı çatı altında buluşuyor; söyleşiler düzenleniyor, şiirler okunuyor, edebiyat üzerine uzun uzun konuşuluyor. Bu tablo ilk bakışta umut verici görünse de, dikkatle bakıldığında üzerinde düşünülmesi gereken bir çelişki göze çarpıyor.


Özellikle şiir üzerine yapılan konuşmalarda, şiirin özünden çok onu anlatma biçimi ön plana çıkıyor. Saatler süren konuşmalar, birbirini takip eden kavramlar, anlaşılması güç cümleler ve çoğu zaman gereksiz bir kelime kalabalığı… Dinleyiciler ise edebiyatın güzelliğine yaklaşmak yerine, kelimelerin ağırlığı altında yoruluyor.
Oysa edebiyatın gücü, karmaşık görünmekte değil; anlaşılır olabilmektedir. Derinlik, anlaşılmaz olmak değildir. Bir düşünceyi herkesin anlayabileceği bir sadelikle ifade edebilmek, gerçek ustalığın göstergesidir.


Bu durum en çok şiirde kendini gösterir. Çünkü şiir, kelimeleri çoğaltma sanatı değil; onları damıtma sanatıdır. Her sözcük yerini hak etmeli, her dize kendi yükünü taşımalıdır. Şiirin gücü uzun anlatımlarda değil, seçilmiş kelimelerin bıraktığı derin izdedir. Bazen tek bir mısra, sayfalarca yapılan bir konuşmadan daha fazla duygu taşır.


Bir başka dikkat çekici alışkanlık ise şiir okunmadan önce uzun uzun onun hikâyesinin anlatılmasıdır. Şiirin hangi olay üzerine yazıldığı, şairin o gün ne hissettiği, hangi acıyı yaşadığı ya da hangi kişiden etkilendiği anlatılıyor. Kimi zaman bu açıklamalar, şiirin kendisinden daha uzun sürüyor.


Ben bunun şiirin büyüsünü eksilttiğine inanıyorum.
Çünkü bir şiir, yalnızca onu yazanın hikâyesi değildir. Eğer öyle olsaydı, yazıldığı günle sınırlı kalırdı. Oysa gerçek şiir, her okurun yüreğinde yeniden doğar. Şair, kelimeleri yazar; anlamı ise okur tamamlar. Her insan aynı şiirde başka bir anısını, başka bir yarasını, başka bir umudunu bulur. Şiirin ömrünü uzatan da budur.


Şiirin önüne uzun açıklamalar koymak, okurun hayal gücüne yön vermektir. Ona daha okumadan ne hissetmesi gerektiğini söylemektir. Oysa sanat, yönlendirmek için değil; düşündürmek ve hissettirmek için vardır. Bir şiir, okuyucusuna kendi kapısını açmalıdır; şairin anlattığı kapıdan girmek zorunda bırakılmamalıdır.


Belki de yeniden hatırlamamız gereken en önemli gerçek şudur: Edebiyat, gösterişli cümlelerin değil; samimi düşüncelerin evidir. Şiir ise kelimelerin en arınmış hâlidir. Fazlalıkları değil, özü taşır. Bu yüzden şiiri anlatmanın en güzel yolu, onu uzun açıklamalarla kuşatmak değil; onu kendi sesiyle okurun yüreğine bırakmaktır.
Çünkü bazen en güçlü söz, en uzun konuşmadan değil; yerini bulmuş tek bir dizeden doğar.



Sibel ATAPEK



Okunma Sayısı: 5

216.73.216.98

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Başkan'ın Mesajı
Köşe Yazıları




























Yararlı Linkler

Yazarlar ve Şairler Dayanışma Derneği

© Copyright 2025  V4.7 Tüm Hakları Saklıdır.

Hazır Dernek Sitesi



Whatsapp  Destek
Whatsapp Destek