| Merkez Bankası Döviz Kuru | |||
| ALIŞ | SATIŞ | ||
| USD | 0 | 0 | |
| EURO | 0 | 0 | |
Bakmak, Görmek ve Düşünmek
Hayatın içinde bakarken gördüklerimiz, yaşanmışlıkları nasıl yorumladığımızı ele verir.
Aynı şeye bakan iki insanın bambaşka anlamlar çıkarması bundandır.
Çünkü görmek, yalnızca gözle değil; düşünceyle, vicdanla ve bakış açısıyla ilgilidir.
Zor durumda olan bir insana bakmakla onu gerçekten görmek arasında derin bir fark vardır.
Bakarsın ve üzülürsün.
Bakarsın ve başını çevirirsin.
Ya da bakarsın, yerinden kalkar, elini uzatırsın.
Aynı hayat…
Aynı sahne…
Ama farklı insanlık hâlleri…
Ne yazık ki bazıları için bakmak, görmek anlamına gelmez.
Onlar açık aramayı tercih eder.
Eleştirmeyi bir üstünlük sanır;
oysa çoğu zaman bu tavır, kendi eksik yanlarında biriken öfkeyi bastırmanın en kolay yoludur.
Acımak uzaktan kurulan bir duygudur.
Empati, yanına yaklaşabilmektir.
Yardım etmek sorumluluk almaktır.
Vicdan ise, tüm bunları başkasına yüklemeden yapabilmektir.
Oysa hayata iyimser bakabilmek ve gülümseyebilmek, insan olmanın en sade hâlidir.
Acımasızlığı bırakabilmek, gerçek olgunluğun başladığı yerdir.
Çünkü sertlik güç değildir;
anlayabilmek, insanı güçlü kılar.
Ve şunu da unutmamak gerekir:
Üretmekten ve başarıyı takdir etme eyleminden yoksun olanların sanattan söz etmesi samimi değildir.
Üretmeyen bir dil,
emeği görmeyen bir bakış,
sanatı anlamaz; sadece yargılar.
Hayat bize neye baktığımızı değil, nasıl baktığımızı sorar.
Çünkü bakmak kolaydır.
Ama görmek, düşünmek, üretmek ve insan kalabilmek cesaret ister.