| Merkez Bankası Döviz Kuru | |||
| ALIŞ | SATIŞ | ||
| USD | 46,9858 | 47,0705 | |
| EURO | 53,7467 | 53,8435 | |
| Bugün: | 43 |
| Dün: | 378 |
| Toplam: | 42409 |
KONFORUN İÇİNDE KAYBOLAN KOMŞULUK
Konfor, hayatımıza büyük kolaylıklarla girerken, fark etmeden bazı alışkanlıklarımızı ve insanlarla kurduğumuz ilişkileri de dönüştürüyor. Başta hayatımızı kolaylaştıran küçük değişimler gibi görünse de zamanla vazgeçilmez alışkanlıklara dönüşüyor. Ancak bazı kolaylıkların yalnızca günlük işlerimizi değil, birbirimizle kurduğumuz bağları da değiştirebildiğini zamanla fark ediyoruz.
Eskiden insanlar mahallenin bakkalında, kapı önünde, avluda ya da apartman merdivenlerinde birbirine daha sık rastlardı. Selam vermek için özel bir sebep aranmaz, sohbet planlanmazdı. Günlük hayatın akışı insanları zaten yan yana getirirdi. Komşuluk da büyük olaylarla değil bu küçük karşılaşmalarla büyürdü.
Bir komşunun kapısını çalmak, halini hatırını sormak ya da merdivende karşılaşılan biriyle birkaç dakika sohbet etmek hayatın doğal bir parçasıydı. İnsanlar birbirlerini bugüne kıyasla daha yakından tanırdı. Kimin bir hastası, kimin bir derdi, kimin sevince ihtiyacı olduğu bilinirdi.
Bugün ise aynı apartmanda yaşayan insanların birbirini tanımaması kimseyi şaşırtmıyor. Aynı koridordan geçiyor, aynı asansöre biniyor, aynı çatı altında yaşıyoruz, buna rağmen birbirimizin hayatına değmeden yıllar geçebiliyor.
Evet, teknoloji bize büyük kolaylıklar sundu. Daha hızlı ulaşıyor, daha hızlı haberleşiyor, işlerimizi daha az zahmetle hallediyoruz. Alışverişten iletişime, ulaşımdan günlük ihtiyaçlara kadar pek çok konuda hayatımız kolaylaştı. Ancak hayatı kolaylaştıran bazı şeyler, farkında olmadan birbirimize ayırdığımız zamanı da azaltabiliyor.
Belki de konforun hayatımızdan yavaşça eksilttiği şey, bu küçük karşılaşmalardı. Günlük hayatın içinde fark etmeden kaybettiğimiz bazı alışkanlıkların değerini, ancak yeniden yaşadığımızda anlıyoruz.
Geçtiğimiz gün apartmanımızın asansörü arızalandığında bunu yeniden fark ettim. Başta herkes bunun yalnızca günlük bir aksaklık olduğunu düşündü. Çocuk arabası olanlar, alışveriş poşetleri taşıyanlar, işten yorgun dönenler için birkaç kat merdiven çıkmak hiç de kolay değildi. Bir günlüğüne de olsa asansörün devre dışı kalması yorucuydu.
Fakat asıl değişen şey, merdivenleri kullanmamız değil, o merdivenlerde yeniden birbirimize rastlamamızdı. Merdivenler uzun zamandır olmadığı kadar hareketliydi. Merdiven başlarında insanlar birbirine yol verdi. Birileri nefeslenirken iki çift söz edildi. Bir “merhaba” birkaç cümlelik bir sohbete dönüştü.
Elbette bir günde büyük dostluklar kurulmadı. Ancak aynı binada yaşayan insanlar, birbirlerinin yalnızca bir kapı numarasından ibaret olmadığını yeniden hatırladı.
Belki de merdivenlerin unuttuğumuz bir tarafı vardı, insanları yalnızca katlara değil, birbirlerine de yaklaştırıyordu.
Ertesi gün asansör onarıldı. Kapılar yeniden açıldı, katlar yine birkaç saniyeye sığdı. Merdivenler eski sessizliğine döndü. Hayat kaldığı yerden devam etti…
Fakat o küçük aksaklık önemli bir gerçeği hatırlattı. Bizi birbirimizden uzaklaştıran her zaman mesafeler değil, çoğu zaman hayatın hızıdır.
Belki de ihtiyacımız olan şey, hayatın içindeki küçük duraksamaları yeniden fark etmek ve arada bir merdivenleri kullanmaktır. Birkaç dakika daha uzun süren bir yol, bazen bizi yalnızca katlara değil, birbirimize de yaklaştırabilir. Çünkü bazı mesafeler katlarla değil, birbirimizi ne kadar fark ettiğimizle ölçülür.
Adem Yavuz KIREKER