| Merkez Bankası Döviz Kuru | |||
| ALIŞ | SATIŞ | ||
| USD | 47,5229 | 47,6085 | |
| EURO | 54,7749 | 54,8736 | |
| Bugün: | 217 |
| Dün: | 299 |
| Toplam: | 48864 |
SANATA SİYASET KARIŞTIĞINDA, SANAT NEREDE KALIR?
Sanatın bir tarafı vardır.
Ama o taraf, bir siyasi görüşün ya da bir grubun tarafı olmak zorunda değildir.
Sanatın tarafı insandır.
Gerçek sanat; sorgular, düşündürür, rahatsız eder, bazen susturur, bazen de insanın kendi doğrularını yeniden gözden geçirmesine neden olur. Fakat sanat, belirli bir düşüncenin alkışçısına dönüştüğünde özgürlüğünü kaybetmeye başlar.
Çünkü sanatın en güçlü yanı, kimsenin emrine girmeden konuşabilmesidir.
Sanatçı bir düşünceden etkilenebilir, siyaseti eleştirebilir, toplumsal sorunlara değinebilir. Elbette sanatın hayatla ve toplumla bağı vardır. Ancak sanatın görevi bir siyasi görüşü parlatmak, propaganda yapmak ya da kalabalığın hoşuna gidecek sözleri söylemek değildir.
Sanatçı gerektiğinde kendi tarafını bile sorgulayabilmelidir.
Asıl özgürlük de burada başlar.
Bugün bazen bir eserin değerini ne söylediğinden çok, kimin söylediğine ve hangi çevrenin alkışladığına göre değerlendirdiğimizi görüyoruz. Oysa sanatın ölçüsü alkış olmamalıdır.
Bir eser, yalnızca çoğunluk beğendi diye iyi değildir.
Bir sanatçı, yalnızca belirli bir çevre tarafından destekleniyor diye büyük değildir.
Sanatın gerçek sınavı şudur:
Söylediğini, alkış kaybetme korkusu olmadan söyleyebiliyor musun?
Sürü psikolojisinin içinde erimeden düşünebiliyor musun?
Çoğunluğun doğru kabul ettiğini sorgulayabiliyor musun?
Kendi düşüncene de gerektiğinde itiraz edebiliyor musun?
Gerçek sanatçı, yalnızca başkalarını eleştiren değil, kendisine de eleştirel bakabilen insandır.
Siyaset değişir. İktidarlar değişir. Gündemler değişir. Kalabalıkların yönü değişir.
Ama gerçek sanat, bütün bu değişimlerin üzerinde kendi özgür sesini korur.
Çünkü sanatın gücü bir tarafı kazanmasında değil, insana düşünme özgürlüğü vermesindedir.
Sanat siyasetin aracı olduğunda propaganda olabilir.
Sanat özgürlüğünü koruduğunda ise tarihe tanıklık eder.
Ve belki de gerçek sanat tam olarak şudur:
Birilerinin istediğini söylemek değil; gördüğünü, düşündüğünü ve hissettiğini, bedeli ne olursa olsun kendi sesinle söyleyebilmek.
Sibel ATAPEK