• slayt
Duyurular
Aidat Borcu Sorgulama
Son Eklenen Video
Bizi Takip Edin
İzmir Hava Durumu
Anket
Döviz Bilgieri
Merkez Bankası Döviz Kuru
  ALIŞ   SATIŞ
USD 47,6858   47,7717
EURO 54,9754   55,0744
Özlü Sözler
"Okumayan insan, hayata tek bir pencereden bakar, bildiği ezber cümlelerle olayları yorumlar ve dar kalıplı bakış açısına sahip olur." Sokrates
Ziyaretçi Sayacı
Bugün: 293
Dün: 227
Toplam: 50389
Gerçek mi, Hayal Ürünü mü?

Gerçek mi, Hayal Ürünü mü?

Okul Öncesi Dönemde Çocuğun Dünyasını Anlamak

“Anne, bugün bahçede kocaman bir aslan gördüm.”

“Öğretmenim bana çok büyük bir hediye verdi.”

“Bugün arkadaşlarımla uzaya gittik.”

“Gece odamda bir peri vardı, benimle konuştu.”

Okul öncesi dönem çocuklarının dünyasına girdiğimizde, gerçek ile hayal ürününün yan yana yürüdüğü rengârenk bir alanla karşılaşırız.

Çocuk bazen gerçekten yaşadığı bir olayı anlatır, bazen yaşadığı olayın içerisine hayal gücünün ürettiği ayrıntıları ekler, bazen de tamamen zihninde tasarladığı bir olayı yaşanmış gibi aktarabilir.

Burada yetişkinlerin bilmesi gereken önemli nokta şudur:

Okul öncesi dönemde gerçek ile hayal ürünü arasındaki sınırlar, yetişkinlerde olduğu kadar belirgin olmayabilir.

Bu nedenle çocuğun anlatısını hemen düzeltmek yerine önce onun dünyasını anlamaya çalışmak gerekir.

Hayal Ürünü Nedir?

Hayal ürünü; çocuğun zihninde oluşturduğu karakterlerin, olayların, durumların ve deneyimlerin anlatıya dönüşmesidir.

Bir karton kutunun uzay gemisi olduğuna inanarak oyun oynayan çocuk ile “Bugün uzaya gittim.” diyen çocuk aslında aynı yaratıcı zihinsel süreçten yararlanıyor olabilir.

Çocuk;

“Bahçede bir kelebek gördüm. Kelebek benimle konuştu ve bana evini gösterdi.”

dediğinde anlatının bir bölümü gerçek bir deneyime, diğer bölümü ise hayal ürününe ait olabilir.

Gerçek: Bahçede kelebeği gördüm.

Hayal ürünü: Kelebek benimle konuştu ve bana evini gösterdi.

Çocukların anlatılarında gerçek ve hayal ürünü bazen tam da böyle birbirinin içine geçebilir.

Neden Hayal Ürünü Anlatılar Oluştururlar?

Okul öncesi dönem; sembolik düşünmenin, yaratıcılığın, oyunun ve dil becerilerinin hızla geliştiği bir dönemdir.

Çocuk çevresinde gördüklerini yalnızca kaydetmez. Onları yeniden yorumlar, birleştirir ve dönüştürür.

İzlediği bir çizgi filmdeki karakteri kendi yaşamına ekleyebilir.

Rüyasında gördüğü bir olayı sabah gerçekten yaşanmış gibi anlatabilir.

Çok istediği bir şeyi zihninde gerçekleşmiş gibi canlandırabilir.

Yaşadığı küçük bir olayı hayal gücüyle büyütebilir.

Örneğin çocuk okulda birkaç dakika öğretmeniyle oyun oynamış olabilir ve eve geldiğinde:

“Öğretmenim bütün gün sadece benimle oynadı.”

diyebilir.

Burada çocuğun anlatısının çıkış noktası gerçek olabilir ancak ayrıntıları çocuğun algısı ve hayal dünyası şekillendirmiş olabilir.

Gerçek ile Hayal Ürününü Nasıl Ayırabiliriz?

Çocuğun anlatısını anlamaya çalışırken onu sorgulamak yerine anlatısını açmasına yardımcı olmak çok daha değerlidir.

Örneğin çocuk:

“Bugün okulun bahçesinde dev bir dinozor gördük.”

dedi.

“Hayır, görmediniz. Dinozorlar artık yaşamıyor.” demek yerine şöyle sorabiliriz:

“Bu gerçekten gördüğün bir şey miydi, yoksa hayalinde oluşturduğun bir şey miydi?”

Çocuk:

“Gerçekten gördüm.”

diyebilir.

Bu kez:

“Peki dinozor nasıldı?”

diye devam edebiliriz.

Belki birkaç soru sonrasında çocuğun okulda gördüğü bir dinozor oyuncağından, kitaptaki bir resimden veya arkadaşlarıyla oynadığı dinozor oyunundan söz ettiğini anlayabiliriz.

Böylece yetişkin çocuğun anlatısını reddetmeden gerçekliğin kaynağına ulaşmaya çalışır.

“Gerçek Kısmı Neresi, Hayal Ürünü Kısmı Neresi?”

Çocuklarla bu ayrımı öğretmenin en güzel yollarından biri anlatıyı birlikte parçalamaktır.

Örneğin çocuk:

“Bugün parka gittik. Salıncağa bindim. Sonra salıncak uçtu ve bulutların üzerine çıktım.”

dediğinde şöyle konuşabiliriz:

“Parka gitmen gerçekti.”

“Salıncağa binmen de gerçekti.”

“Salıncağın bulutlara kadar uçması ise senin çok güzel hayal ürünün.”

Böylelikle çocuk azar işitmeden veya anlatma isteğini kaybetmeden iki kavram arasındaki farkı öğrenmeye başlar.

Hatta ona şu soruyu sorabiliriz:

“Şimdi bana aynı olayı önce gerçekten olduğu şekliyle, sonra hayal ürünü olarak anlatır mısın?”

Bu çalışma çocuğun gerçeklik ayrımını desteklerken aynı zamanda dil gelişimini ve yaratıcı düşünmesini de besler.

Evde “Gerçek mi, Hayal Ürünü mü?” Oyunu

Aileler bu konuyu küçük bir oyuna dönüştürebilir.

“Bugün kahvaltıda yumurta yedim.”

Gerçek.

“Yumurtanın içinden minicik bir ejderha çıktı.”

Hayal ürünü.

“Bugün yağmur yağdı.”

Gerçek.

“Yağmur damlaları yere düşünce şekere dönüştü.”

Hayal ürünü.

“Parkta bir kedi gördüm.”

Gerçek.

“Kedi yanıma gelip benimle Türkçe konuştu.”

Hayal ürünü.

Daha sonra roller değiştirilebilir. Bu kez çocuk cümleler kurar, anne veya baba bunların gerçek mi hayal ürünü mü olduğunu tahmin eder.

Bu basit oyun, çocuğa önemli bir mesaj verir:

Hayal kurmak güzeldir; aynı zamanda hayal ettiğimiz şeylerle gerçekten yaşadığımız şeylerin birbirinden farklı olduğunu da öğrenebiliriz.

Bazen Hayal Ürününün İçinde Bir Duygu Saklıdır

Çocuğun oluşturduğu hayal ürünleri yalnızca yaratıcılığını değil, bazen duygularını da yansıtabilir.

“Dün anneannem geldi, benimle bütün gün oynadı.”

diyen bir çocuğun anneannesi gerçekten gelmemiş olabilir.

Fakat burada anlatılan yalnızca hayali bir olay değildir.

Belki de çocuk anneannesini özlemiştir.

“Benim yüz tane oyuncağım var.”

diyen çocuk belki arkadaşındaki bir oyuncağı çok istemiştir.

“Ben hiç korkmam, canavar gelirse onu yenerim.”

diyen çocuk ise korkusuyla hayal dünyası üzerinden baş etmeye çalışıyor olabilir.

Bu nedenle çocuğun hayal ürünü anlatıları karşısında yalnızca:

“Bu gerçekten oldu mu?”

diye düşünmemeliyiz.

Bazen şu soruyu da sormalıyız:

“Çocuğum bu hayal ürünüyle hangi duygusunu anlatıyor?”

Her Anlatıyı Hayal Ürünü Olarak Değerlendirmemeliyiz

Burada çok önemli bir denge vardır.

Çocuğun hayal dünyasının zengin olduğunu bilmek, anlattığı her olayın hayal ürünü olduğunu düşünmek anlamına gelmez.

Özellikle çocuk korktuğunu, zarar gördüğünü, birinin kendisine zarar verdiğini, rahatsız edici bir davranışla karşılaştığını veya güvenliğini ilgilendiren bir olay yaşadığını anlatıyorsa, yetişkin bunu “Hayal etmişsindir.” diyerek geçiştirmemelidir.

Çocuk sakin biçimde dinlenmeli, anlatımı yönlendirilmemeli ve gerekli durumlarda profesyonel destek alınmalıdır.

Çünkü amaç çocuğun hangi anlatısının gerçek, hangisinin hayal ürünü olduğuna yetişkin olarak hemen karar vermek değil; çocuğun kendisini güvenle ifade edebileceği bir iletişim alanı oluşturmaktır.

Hayal Dünyasını Kapatmadan Gerçeğin Kapısını Açmak

Okul öncesi dönemde hayal gücü çocuğun en kıymetli gelişim araçlarından biridir.

Çocuk oyun oynarken hayal eder.

Resim yaparken hayal eder.

Hikâye oluştururken hayal eder.

Bir tahta parçasını telefon, bir sandalyeyi araba, bir battaniyeyi kale yaparken dünyayı yeniden tasarlar.

Biz yetişkinlerin görevi bu dünyayı susturmak değildir.

Görevimiz çocuğa zaman içerisinde şu iki cümleyi birlikte öğretebilmektir:

“Hayal kurabilirim.”

ve

“Hayal ettiğim şey ile gerçekten yaşadığım şeyin farklı olduğunu anlayabilirim.”

Çünkü çocuğun gelişim yolculuğunda gerçeklik algısı zamanla güçlenir. Hayal gücü ise doğru desteklendiğinde yaratıcılığın, sanatın, oyunun, problem çözmenin ve üretmenin temel taşlarından birine dönüşür.

Çocuğunuza bugün bir kez daha kulak verin.

Belki size olanları anlatıyordur.

Belki olmasını istediklerini…

Belki korkularını…

Belki özlemlerini…

Belki de yalnızca rengârenk bir hikâye kuruyordur.

Onun hayal dünyasını küçümsemeden, gerçek dünyayı keşfetmesine eşlik edin.



İlknur Gençoğlu Yıldırım



Başkan'ın Mesajı
Köşe Yazıları



























Yararlı Linkler

Yazarlar ve Şairler Dayanışma Derneği

© Copyright 2025  V4.7 Tüm Hakları Saklıdır.

Hazır Dernek Sitesi



Whatsapp  Destek
Whatsapp Destek