| Merkez Bankası Döviz Kuru | |||
| ALIŞ | SATIŞ | ||
| USD | 48,5585 | 48,6460 | |
| EURO | 56,0207 | 56,1216 | |
| Bugün: | 251 |
| Dün: | 268 |
| Toplam: | 61460 |
Dernek BİLİNCİ:
Üretmek mİ, Görünmek mİ ?
Bir sivil toplum kuruluşunun, özellikle de sanat ve edebiyat gibi saf bir alanın bayrağını taşımak; dışarıdan bakıldığında parıltılı, alkış alan ve imrenilen bir konum gibi görünebilir. Oysa bu yolda yürüyenlerin bildiği ağır bir gerçek vardır: Dernek bilinciyle lider olmak, fırtınalı bir denizde pusulasız yön bulmaya benzer; her an fedakarlık, sabır ve derin bir sorumluluk ister.
Ancak son yıllarda sivil toplumun doğasına sızan en büyük tehlike, bu ağır sorumluluk bilincinin yerini "görünürlük ve reklam" tutkusunun almasıdır.
“Üretmenin Değil, Görünmenin Gölgesinde”
Gerçek bir dernek başkanı veya mensubu olmak; gecesini gündüzüne katarak yeni bir eser üretmeyi, bir çocuğun hayatına dokunmayı, bütçesi olmayan bir projeyi imece usulü hayata geçirmeyi gerektirir. Bu süreç genellikle yorucudur, sessizdir ve uzun soluklu bir emeğin ürünüdür.
Ne yazık ki günümüzde bazı çevrelerin dernek yapılarını birer "sosyal sermaye" veya kişisel reklam aracı olarak kullanmak istediğine şahit oluyoruz. Özverili bir üretimle, sahada tırnaklarıyla kuyu kazarak bir şeyler inşa etmek yerine; derneğin kurumsal ağırlığını arkasına alıp sadece unvan parlatmak, boy boy fotoğraflar vermek ve bireysel popülarite peşinde koşmak dernek ruhuna ihanettir.
Bencilliğin Modern Maskesi: "Ben" Merkezli Liderlik”
Önceki satırlarda bahsettiğimiz o bencillik duvarı, işte en çok bu noktada, liderlik kisvesi altında karşımıza çıkar. Eğer bir insan derneği değil de derneği kendi üzerinden var etmeye çalışıyorsa, orada toplumsal faydadan, sosyal sorumluluktan ya da samimi bir dayanışmadan söz edemeyiz.
Gerçek liderlik; "Ben ne kadar göründüm?" demek değil, "Ürettiklerimiz topluma ne kattı? Ekip arkadaşımın yükünü ne kadar alabildim?" sorusunu sorabilmektir. Dernekler, bireylerin egolarını tatmin edeceği sahhneler değil; ortak akıl ve ortak vicdanla geleceğe iz bırakma iradesidir.
“Vicdanın ve Kalemin Sınavı”
Elinizdeki bu dergi sayfalarından, bu köşeden açıkça sormak istiyoruz: Bizler buraya kalıcı eserler bırakmak, birbirimizin elinden tutmak ve topluma bir lamba yakmak için mi geldik, yoksa rüzgârda sallanan yapraklar gibi sadece adımız duyulsun diye mi?
Yazşader çatısı altında birleşen her yüreğin bu hassasiyeti taşıdığına, samimiyetin her zaman gürültülü reklamlardan daha kalıcı olduğuna inanıyoruz. Çünkü tabela liderlikleri rüzgârla savrulup gider; ama geride bırakılan hakiki eserler, sevgiyle örülen projeler ve samimi dostluklar asırlar boyu yaşar.
Gelin, etiketlerin ve geçici popülarite hırslarının ardına saklananlara inat; üretmeye, paylaşmaya ve bencillikten uzak bir haysiyetle "biz" olmaya devam edelim.
Çünkü tarih, reklam yapanları değil; taş üstüne taş koyanları yazar.
Sevgiyle, gerçeğin izinde ve vicdanla kalın...
Cemal DURMAZ