| Merkez Bankası Döviz Kuru | |||
| ALIŞ | SATIŞ | ||
| USD | 46,0857 | 46,1688 | |
| EURO | 53,3419 | 53,4381 | |
| Bugün: | 354 |
| Dün: | 344 |
| Toplam: | 31252 |
Sorumsuzluğun Bedeli, Kıymet Bilmemenin Sonu
Toplumların çöküşü her zaman büyük felaketlerle başlamaz. Bazen bir sözün tutulmamasıyla, bazen bir görevin savsaklanmasıyla, bazen de bir değerin fark edilmemesiyle başlar. Bugün etrafımıza dikkatlice baktığımızda, giderek büyüyen iki ciddi sorunla karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz: sorumsuzluk ve kıymet bilmeme. Sorumluluk, bir insanın karakterini ortaya koyan en önemli ölçülerden biridir. İnsan yaptığı iş kadar, yapması gerekirken yapmadıklarıyla da değerlendirilir. Ne var ki günümüzde birçok kişi görevlerini yerine getirmemeyi alışkanlık haline getirmiş durumda. Verilen sözler kolayca unutuluyor, üstlenilen görevler erteleniyor, hataların sorumluluğu ise başkalarının üzerine bırakılıyor.
Daha da düşündürücü olanı, bu durumun giderek normalleşmesidir. İşini eksik yapanın, sözünde durmayanın, emanet edilen görevi önemsemeyenin kendisini sorgulamak yerine mazeret üretmesi artık sıradan bir davranış olarak görülüyor. Oysa mazeretler sonuçları değiştirmiyor. Yerine getirilmeyen her sorumluluk, bir başkasının omzuna yük olarak biniyor ve toplumsal güven duygusunu biraz daha aşındırıyor. Bir toplumda güven kaybolmaya başladığında, bunun bedelini herkes öder. Çünkü güven, yıllar içinde inşa edilen ama birkaç sorumsuz davranışla yıkılabilen en değerli hazinelerden biridir. İnsanlar birbirlerine güvenmediklerinde iş birliği zayıflar, dayanışma azalır ve ortak hedefler giderek ulaşılmaz hale gelir.
Sorumsuzluk kadar tehlikeli olan bir başka hastalık ise kıymet bilmemektir. Ne yazık ki insan, çoğu zaman sahip olduklarının değerini onları kaybetmeden anlayamıyor. Anne babanın fedakârlığı, dostluğun samimiyeti, sağlığın önemi, emeğin kutsallığı ve zamanın geri dönüşsüzlüğü çoğu zaman göz ardı ediliyor. Kıymet bilmeyen insanın en büyük yanılgısı, sahip olduklarının sonsuza kadar süreceğini sanmasıdır. Oysa hayatın en değişmez gerçeği, hiçbir şeyin kalıcı olmadığıdır. Bugün yanımızda olan insanlar yarın olmayabilir. Bugün elimizde bulunan fırsatlar yarın elimizden çıkabilir. Bugün değer vermediğimiz bir insanın yokluğu, yarın içimizde kapanmayacak bir boşluk bırakabilir.
Toplum olarak belki de en büyük hatalarımızdan biri, emek verenleri yeterince takdir etmemek, fedakârlıkları sıradanlaştırmak ve iyilikleri çabuk unutmaktır. İnsanlar çoğu zaman yapılan on iyiliği değil, yapılmayan bir tanesini konuşmayı tercih ediyor. Bu yaklaşım hem bireysel ilişkileri hem de toplumsal dayanışmayı zedeliyor. Oysa gelişmiş toplumların ortak özelliği yalnızca ekonomik güçleri değildir. Onları güçlü kılan, sorumluluk bilinci yüksek bireylerin varlığı ve emeğe duyulan saygıdır. Kıymet bilen insanlar yetiştiremeyen toplumlar, sahip oldukları değerleri korumakta da zorlanırlar.
Bugün herkesin kendisine şu soruyu sorması gerekiyor: Üzerime düşen sorumlulukları gerçekten yerine getiriyor muyum? Bana emanet edilen insanların, fırsatların ve değerlerin kıymetini biliyor muyum? Çünkü hayatın acı gerçeği şudur; sorumsuzluğun faturası er ya da geç ödenir. Kıymeti bilinmeyen her değer ise bir gün sessizce çekip gider. Geriye kalan ise çoğu zaman telafisi mümkün olmayan pişmanlıklardır.
Ve tarih bize defalarca göstermiştir ki, değerlerini koruyamayan toplumlar önce güvenlerini, sonra birliklerini, en sonunda da geleceklerini kaybederler.
Cemal DURMAZ