| Merkez Bankası Döviz Kuru | |||
| ALIŞ | SATIŞ | ||
| USD | 47,6858 | 47,7717 | |
| EURO | 54,9754 | 55,0744 | |
| Bugün: | 293 |
| Dün: | 227 |
| Toplam: | 50389 |
Bir Çocuğun Hafızasında Kalmak
Çocuklar için yazmak, başka bir dünyaya açılan kapı gibidir.
Kendimizi düşünelim… Çocukken okuduğumuz kitapları, izlediğimiz çizgi filmleri, sevdiğimiz karakterleri, şarkıları ve sahneleri bugün hâlâ hatırlıyoruz. Yıllar geçti, büyüdük; ama bazı hikâyeler bizimle birlikte büyüdü.
Çünkü çocuklukta karşılaştığımız şeyler yalnızca izlenmez ya da okunmaz; kalbe ve belleğe yerleşir.
Belki de çocuk yazarlığını özel yapan en önemli şey budur.
Çocuklar için yazmak, yalnızca hikâye anlatmak değildir. Onlar gibi düşünmek, onların gözünden bakmak, hissetmek ve yüreklerine dokunabilmektir.
Çünkü çocuk sahteliği sezer.
Bu nedenle çocuk yazarlığı; güzel kelimeler seçmekten çok daha fazlasını ister. Gerçeklik, samimiyet, emek ve incelik ister.
Kelimeleri nakış işler gibi seçmek; yaş grubuna uygun bir dil kullanırken çocuğu küçümsememek, mesaj vermeye çalışırken onu sıkmamak gerekir.
Çocuğu hikâyenin içine çekmek, düşündürmek, hayal kurdurmak ve bütün bunları yaparken ona okumaktan keyif alacağı bir dünya sunmak…
Bence asıl ustalık burada.
Çünkü iyi bir çocuk yazarı mesajını çocuğun karşısına koymaz; onu hikâyenin içine saklar. Çocuk farkına varmadan düşünür, hisseder, sorgular.
Üstelik çocukların dünyası her gün değişiyor. Teknoloji, anlatım biçimleri, ilgi alanları değişiyor. Bu yüzden yazarın da okuması, araştırması, gözlemlemesi ve kendisini yenilemesi gerekiyor.
Ama değişmeyen bir şey var:
Duygularımız.
Sevgi, korku, merak, özlem, arkadaşlık, umut… Bizi insan yapan duygular hâlâ aynı.
Masal anlatımlarında bunun güzel bir örneğine şahit oluyorum. Bazen çocuklarla birlikte büyükler de hikâyeye dahil oluyor. Bir cümle, bir karakter ya da bir şarkı onları kendi çocukluklarına götürüyor.
Bir çocuğun gözlerindeki heyecanın yanında, bir yetişkinin yüzünde beliren o tanıdık gülümsemeyi görmek çok kıymetli.
Geçmişle bugün arasında görünmez bir köprü kuruluyor.
Ve belki yıllar sonra o çocuk büyüdüğünde, çocukken okuduğu kitabı yeniden eline alacak.
Belki bir cümleyi bu kez başka türlü anlayacak.
Belki kendi çocukluğunu hatırlayacak.
Çünkü iyi bir çocuk kitabı yalnızca çocuğa göre yazılmış kitap değildir; çocukla birlikte büyüyebilen kitaptır.
Çocukken başka bir yerinden dokunur, yetişkin olduğunda başka bir yerinden…
İşte çocuk yazarlığının en güzel tarafı da burada:
Bugünün çocuğuna bir hikâye bırakırken, yarının yetişkinine bir hatıra bırakmak.
Ve belki yıllar sonra kitabın adını bile hatırlamayacak.
Ama gülümseyerek:
“Ben bu hikâyeyi hatırlıyorum.”
diyecek.
Bir yazar için bundan daha güzel bir iz bırakmak mümkün mü?
Sibel ATAPEK