| Merkez Bankası Döviz Kuru | |||
| ALIŞ | SATIŞ | ||
| USD | 0 | 0 | |
| EURO | 0 | 0 | |
ZOR TÜRKÜ...
Adam, kendi yolunda, kendi doğrularıyla yaşadı.
Hep yalnızca kendi sözleriyle türkü söyledi.
Çok kişi yadırgadı onu, çok kişi eleştirdi.
Çünkü onların “düzen” dediği şey; doğrulara değil, eğilenlere kapı açıyordu.
Herkesin söylediği, ezbere dayanan bir ses vardı ortalıkta.
İnsanlar renkten renge girdi.
Güce göre seslerini,
çıkarına göre ezgilerini değiştirdiler.
Dün söylediklerini bugün inkâr etmeyi,
yüze gülüp arkadan iş çevirmeyi benimsediler
ve buna da “uyum” dediler.
Adamdan başka bir tarz,
başka bir türkü beklediler.
Hazır sözlü, hazır alkışlı,
ruhsuz ama geçerli…
O söylemedi.
Sustu.
Sabırla izledi.
Çünkü ona göre türkü;
geçici, duygusuz ve emeksiz yazılmazdı.
Türkü, sahibinden omurga isterdi.
Söylediklerine anlam veremediler.
İlkesini gereksiz buldular.
Susmasını korkaklık sandılar.
Sonra bir yarışma oldu.
Maskeler ilk orada yandı.
Herkes aynı kapıya koşarken,
ezbere bildikleri o acil çıkışta
adam zaten birinciydi.
Ama bu kez kaçmadı.
Ödülünü alırken,
başı yukarıda, omuzları dimdik,
şu cümleyi kurdu:
“Bazı insanlar kazanmak için değil,
insan kalmak için susar.
Susma da bir erdemdir.
Zorla söylenen her türkü,
bir gün boğazda düğümlenir.”
Sibel ATAPEK