| Merkez Bankası Döviz Kuru | |||
| ALIŞ | SATIŞ | ||
| USD | 44,6474 | 44,7278 | |
| EURO | 52,6281 | 52,7229 | |
| Bugün: | 454 |
| Dün: | 527 |
| Toplam: | 14518 |
Sahiciliğin Yerine Koyulanlar
Hayat, giderek daha çok “görünmek” ile “olmak” arasındaki ince çizgide yaşanıyor. İnsanlar artık ne hissettiklerini değil, nasıl göründüklerini önemser hale geliyor. Bu değişim, sadece bireysel bir tercih değil; yavaş yavaş yaşam biçimine dönüşen bir eğilim.
Yapmacıklık, çoğu zaman fark edilmeden hayatın içine sızar. Bir gülüşte, bir cümlede, bir ilişkide… Başta küçük bir uyum çabası gibi görünür. Ama zamanla bu çaba, sahici olanı bastırır. İnsan, kendisi olarak değil; kabul göreceği haliyle var olmaya başlar.
Bu noktada takdir edilme arzusu belirleyici bir güce dönüşür. İnsan, değer üretmek için değil, değer görmek için üretir. Emek, içtenlikten değil; karşılık beklentisinden beslenir. Böylece hayat, bir üretim alanı olmaktan çıkıp bir “onay arayışı”na dönüşür.
En tehlikeli dönüşüm ise ilişkilerde yaşanır. Çünkü bağlar, giderek karşılıklılık yerine çıkar eksenine oturur. İnsanlar birbirini anlamak için değil, kullanmak için yakınlaşmaya başlar. Bu durum kısa vadede işlevsel görünse de uzun vadede güveni tüketir.
Oysa hayatın en temel ihtiyacı güven ve samimiyettir. Bunlar olmadan ne başarı kalıcı olur ne de ilişkiler sağlam. Çünkü sahte olan her şey, bir noktada kendi ağırlığı altında çöker.
Belki de asıl mesele şudur: Hayatı kazanmak değil, onu sahici yaşayabilmektir. Çünkü insan, en çok alkış aldığında değil; en çok kendisi olabildiğinde gerçek anlamına yaklaşır.
Sibel ATAPEK
Sibel ATAPEK