| Merkez Bankası Döviz Kuru | |||
| ALIŞ | SATIŞ | ||
| USD | 0 | 0 | |
| EURO | 0 | 0 | |
EMANETİ SAHİBİNE BIRAKTIM
Boncuk Diyarı’nda bir çift göz görmüştüm; öyle parlaktı ki ışığı gözlerimi kör, ferimi feda etmişti. Öyle eşsiz bir renkteydi ki, cihanın bütün boncukları birleşse o gözlerin tek bir haresine denk gelemezdi.
Bülbüller Diyarı’na vardım sonra; sesler içinde huzur ararken, bir sese hayran oldum. Uzun yollar boyu o sesin peşinden gittim, patikalar eskittim ama sahibini bulamadım. Nihayet yorgunluktan bitap düşüp uyuyakaldığımda, bir ses yankılandı kulaklarımda; o peşinden koştuğum, yollar tükettiğim sesti bu... Uykumun derinliğinde ona dokundum. Bir gül yaprağına dokunur gibi, bir kelebeğin kanadı kadar hafif... O an, sağanak yağmurun altında kalmışım gibi bir ürpertiyle açtım gözlerimi. Karşımda yine o gözler duruyordu. Fakat bir hülya gibi aniden yok oldu.
Kim olduğunu, nereye gittiğini umursamadan, ciğerlerime işleyen o tanıdık kokunun peşine düştüm. İşte o an gözlerime mil çekildi; bir daha dünyanın hiçbir rengini göremedim. Ben, ondan geri kalan o siyahın aydınlığını gönlüme sevda eyledim. Kulaklarım da kapandı dış dünyaya; ondan başka hiçbir sesi işitmez oldum. "Gözüm görmese, kulağım duymasa ne çıkar?" dedim. O bir gelse, gönül gözüm onu görür; eli elime değmeden kokusundan tanırdım onu... Ama gelmedi.
Dergâha varıp halimi bir pîre danıştım. Gözlerimin içine derin derin baktı da:
"Kızım," dedi, "sen bütün renkleri yok sayacak kadar bir çift göze vurulmuşsun. Ondan gayrısına kör, ondan başkasına sağır olmuşsun. Yüreğine sevda tohumlarını ekmişsin ama her seven kavuşacak diye bir kaide mi var? Senin payına; görmeden, duymadan, dokunmadan, sadece hissederek sevmek düşmüş."
"Yedi cihanı dolansam bulamaz mıyım?" diye sordum.
"Dolansan ne çıkar?" dedi pîr. "Seven, sevdiğinden ayrı durmaya dayanamaz. İki eli kanda olsa, nasibinde varsa çıkıp gelir. Sen sevdana sahip çık; gelse de hoş, gelmese de... Sen artık gönül hırkasını giymişsin. Bundan gayrısına karışmak, Allah’ın işine karışmaktır. Kader var, kadere teslimiyet var."
"Kader kulun çabasına bağlı değil midir?" diye son bir ümitle sordum.
"O da ancak Allah isterse mümkündür," dedi ve sustu.
Ona olan sevdamı bilmiyor sanıyordum. Çok sonra öğrendim ki; meğer biliyormuş. Beni, kendini tanır gibi tanıyormuş. Bildiği hâlde gelmemiş... Anladım ki vuslatı değil, bu yanışı kader eylemiş. Madem öyle murad edilmiş; Yaradan'dan gelen, başım gözüm üstüne.
O günden sonra yolların ufkunda göz eskitmeyi bıraktım. Zira beklemek, dönecek yeri olanlara mahsustu. Ben artık rıza makamına, sonsuz bir teslimiyete büründüm. Bu teslimiyet bir vazgeçiş değil, emaneti asıl sahibinin kudretine bırakışmış.
Meğer Pîr haklıymış; her seven kavuşmaz, kimi de hasretle pişip kendi gönlünde vuslata erermiş.
Seda Özlem Başpınar